Kundera, Çekoslovakya ve Ukrayna gibi Orta Avrupa’daki ‘küçük uluslar’ın Batı kültürüyle ilişkilerine odaklanıyor ve kültürel kimliklerinin giderek daha fazla tehdit altında olduğunu savunuyor.
Mektupçuyum ben. Yaşayan ve yaşayacak olan herkese, bugüne ve gelecek zamanlara mektuplar gönderiyorum. Mektuplarımın kimlere ulaşacağını, hangi bulmacanın hangi zamanda, nerede çözüleceğini bilmiyor
“Bir ağacın dalları gibiydik,” diyor Kemal Özer, 1950 kuşağından dostlarını anarken. Arkadaş Mektupları’nda bu çok dallı ağacın üç ismi Erdal Öz, Adnan Özyalçıner ve Kemal Özer’in 1955 ile 1973 yılla
Âdem’den Önce, geceleri rüyasında insanlığın ilk dönemlerinde, henüz ateşin bulunmadığı zamanlarda yaşadığını gören bir gencin ağzından acımasız, vahşi, yalnız güçlülerin hayatta kaldığı ilkel dünyan
Sevgili Erdal: Erdal Öz’e Mektuplar yazar, yayıncı ve örnek bir aydın olarak Erdal Öz’ün belki de en samimi portresini sunuyor. Başlarda heyecanlı bir üniversite öğrencisi, sonraları kuşağına yön ver
“Tıp, nikâhlı karım benim, edebiyat ise metresim. Birine kızarsam, geceyi öbürüyle geçiriyorum. Bu davranışımı belki biraz uygunsuz bulabilirsin ama en azından sıkıcı değil. Hem zaten, benim bu ikiyü
Görünmez bir güneş omuzlarımızı ısıtmaya başladı. Ama güneşin varlığı bile ilgimizi çekmiyordu. Mesafe, zaman ve yön kavramımızı kaybetmiş halde orada, nerede olduğunu bilmedi ğimiz bir yerde oturduk