Hayatını ülkesinin kökenlerine dönmesine adayan yazar, dehşet verici ölümüyle aynı zamanda yıllardır peşinde olduğu boşluk algısının en derin noktasına da kavuşmuştu.
Kundera, Çekoslovakya ve Ukrayna gibi Orta Avrupa’daki ‘küçük uluslar’ın Batı kültürüyle ilişkilerine odaklanıyor ve kültürel kimliklerinin giderek daha fazla tehdit altında olduğunu savunuyor.
Ailesinin Parma yakınlarındaki kalesinde kahramanlık hikâyeleri dinleyerek büyüyen genç İtalyan asilzade Fabrice del Dongo’nun Waterloo Savaşı’ndan başlayıp Carthusian Manastırı’na uzanan hayatının a
Âdem’den Önce, geceleri rüyasında insanlığın ilk dönemlerinde, henüz ateşin bulunmadığı zamanlarda yaşadığını gören bir gencin ağzından acımasız, vahşi, yalnız güçlülerin hayatta kaldığı ilkel dünyan
Görünmez bir güneş omuzlarımızı ısıtmaya başladı. Ama güneşin varlığı bile ilgimizi çekmiyordu. Mesafe, zaman ve yön kavramımızı kaybetmiş halde orada, nerede olduğunu bilmedi ğimiz bir yerde oturduk