Olalla sadece bir aşk hikâyesi değil, köklerine tutsak bir ailenin laneti, insan doğasının karanlık mirası ve kaderin kaçınılmaz ağı üzerine dokunaklı bir meditasyon.
On altıncı yüzyıl Avrupa’sı: Protestan Reformu Katolik Kilisesi’ne, güçlülere ve ayrıcalıklılara karşı bir isyana girişir. Böylece, kendilerine yalnızca cennette eşitlik vaat edilen köylüler ve yoksu
Benjamin Button doğduğu gün hastaneden babasıyla birlikte yürüyerek çıktı. Emekleme çağında bastonla geziyor, oyuncaklardan çok babasının purolarını aşırmayı seviyordu. Büyüdükçe kır saçları renklend
“Her koşul altında iç özgürlüğünü koruma uğrunda çaba harcamak, kimsenin efendisi olmaya kalkışmamak, fakat kimseye de boyun eğmemek; (...) hiçbir sav ya da düşünceye baştan düşmanca yaklaşmamak, ama